İL : ERZİNCAN
AY-YIL : TEMMUZ-2009
TARİH : 10.07.2009
وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالَّذِينَ آوَواْ وَّنَصَرُواْ أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
قَال رسولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :الْمُؤْمِنُ مَنْ أَمِنَهُ النَّاسُ عَلَى أَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ الْخَطَايَا وَالذُّنُوبَ
Hicret ve Önemi
Değerli Mü’minler!
Sözlükte, terk etmek, ayrılmak, bir yerden başka bir yere göç etmek anlamlarına gelen hicret, kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması demektir. Terim olarak ise; müşriklerin mukavemet ve İslam Dinini söndürme faaliyetlerine karşı Hz Peygamber ve ashabının dini neşretmek, yaşamak ve yaşatmak için Yüce Allah’ın emriyle Mekke’den Medine’ye yaptıkları mukaddes bir göçün adıdır.
Muhterem Müslümanlar!
Hicret bütün Peygamberlerin ve onlara iman eden insanların ortak kaderidir. Hz İbrahim Babil’den Harran’a, Hz Musa Mısır’dan Medyen’e, Sevgili Peygamberimiz de peygamberliğinin 13. Yılında ashabıyla beraber yurtlarını, mallarını, hatta sahabeden birçoğu anne, baba, eş ve çocuklarını bırakarak Medine’ye hicret etmek zorunda kaldılar.
Aziz Mü’minler!
Hicret, tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Başka bir ifadeyle hicret, dalaletten hidayete, zulümden adalete, nefretten sevgiye, kötülüklerden iyiliklere, günahlardan sevaplara göç etmektir. Nitekim hutbemin başında okumuş olduğum hadiste Peygamber Efendimiz, “Mü’min insanların canları ve malları konusunda kendisinden güvende olduğu kimsedir. Muhacir ise kötülüklerden ve günahlardan uzaklaşan kimsedir.”(2) buyurmuştur.
O halde bizler de Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınıp, nefsimizin kötü isteklerini frenleyerek her an hicret halinde olabilir ve hicret sevabına nail olabiliriz.
Hamdi KARANFİL
Vaiz
Kemah/Erzincan
1) Enfal 8/74
2)İbni Mace, Fitne,2(3924)
Fetva Merkezimize Sorularınızı ulaştırmak için tıklayınız..