İman-Amel İlişkisi

İLİ : ERZİNCAN

AY-YIL : MART - 2009

TARİH : 20/03/2009

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَآتَوُاْ الزَّكَاةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

İMAN-AMEL İLİŞKİSİ

Değerli Kardeşlerim

İman lügatte; tasdik etmek, kabullenmek ve benimsemek manalarına gelmektedir.

Istılahta ise, Hz. Peygamber (A.S.V.) ‘ın Allah-u Teala’dan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerde ( zarurat-ı diniyede ) O’nu tasdik etmek, O’nun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmaktır.

Amel ise; inanılan şeylerin tatbik edilmesidir. Başka bir ifade ile bizzat yaşanılarak inanılan şeylerin fiiliyatta gösterilmesidir.

Değerli Kardeşlerim

Kelam ulemasınca tartışıla gelmiş olan bir hadisedir ki , “ amel imandan bir cüz müdür, değil midir? ” bu konuda birçok farklı görüş ileri sürülmüştür. Biz bu tartışmaya girmeden iman-amel ilişkisini ayet ve hadisler ışığında ifade etmeye çalışacağız.

Allah-u Teala Kuran-ı Kerim’in birçok yerinde imandan sonra hemen salih ameli zikretmiştir(1) Bu tahşidat da gösteriyor ki imandan sonra hemen ilk yapılacak iş salih ameldir. Bununla birlikte iman etmediği halde güzel ameller işlemenin kişiye fayda sağlamayacağı da ifade buyrulmuştur.

Muhterem Kardeşlerim

İman, bizlere verilen en büyük nimettir. Bu büyük nimeti kazanmak kolaydır, fakat onu muhafaza etmek zordur. İşte asıl önemli olan nokta da burasıdır. Kuran-ı Kerim’de imandan sonra hemen amelin zikredilmesi, başka bir mana ile de ifade ediyor ki; imanı muhafaza etmek ancak salih amelle yani, inandığımızı yaşamakla mümkündür.

Aziz Müminler

Kuran-ı Kerim’de biz iman edenlerin tekrar imana davet edilmesi dikkat çekici bir husustur. (2)

Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde imanı şöyle tarif ederler “ İman; tam kalp ile marifet, dil ile ikrar ve bütün azalarla amel etmekten ibarettir. ” (3)

Başka bir hadislerinde “İman ve amel kardeştirler. İman amelsiz yahut amel imansız bir işe yaramaz .”(4) Düşünce ve kalp sahasından, eylem ve hareket sahasına çıkmamış olan iman meyvesiz bir ağaca benzer.

Değerli Kardeşlerim

Maalesef üzülerek ifade ediyorum ki toplumumuzda benim kalbim temiz deyip ibadetlerden uzak duran nice kardeşlerimiz vardır. Hâlbuki kişi bu sözüyle ancak kendisini kandırmış olur.

Kalp temizliği denildiğinde akla ilk gelen Allah Resulü ( A.S.V. )’dır. O ki geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılıyor, gündüzleri çoğu kez oruçla geçiriyor, Allah için yoruluyor, Allah için çabalıyor ve her an salih amel işlemek için gayret ediyordu. Çünkü O “ Sana ölüm gelinceye kadar rabbine ibadet et ” (5) ilahi fermanını hiçbir zaman unutmuyordu.

Muğire ibnu Şube (R.A.) anlatıyor. Allah resulü (A.S.V.) ayakları kabarıncaya kadar geceleri kalkıp namaz kılardı. Kendisine : “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti.( niye kendini bu kadar yoruyosun? )” denildi.( افلا اكون عبدا شكورا )“ Şükredici bir kul olmayayım mı? ” cevabını verdi.(6)

İşte Allah-u Teala’nın bizlere örnek kıldığı bu güzelim insana iman edip ve onu tanıdığı halde, “benim kalbim temiz” deyip ibadetten uzak duranların, bilhassa namaza karşı mesafeli duranların kulakları çınlasın.

Unutmayalım ki ibadetlerin yolu cami ve cemaatten geçer. Dikilen iman ağaçları buralarda sulanır.

Tohumlar susayınca, toprağı gök emzirir,

Ağaçlar susayınca, yaprağı kök emzirir,

Kâfiri yalnız şeytan, mümini hak emzirir.

Hamit ATALAY

Tatbikat Camii İmam Hatibi

1.2/277; 10/9; 11/23; 29/7,9 31/8; 35/7

2. Nisa, 4/136

3. Kenzü’l-İrfan s.7

4. 41/8; 42/22; 85/11; 98/7; 103/3

5. Hicr, 15/99

6. Kütüb-i Sitte c.8 s.
tanitim_filmi_banner
ersevenler projesi
Fetva Merkezimize Sorularınızı ulaştırmak için tıklayınız..