Kutlu Doğum

İL : ERZİNCAN

AY-YIL : NİSAN-2010

TARİH : 09.04.2010

لَقَدْ مَنَّ اللّهُ عَلَى الْمُؤمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبْلُ لَفِي ضَلالٍ مُّبِينٍ

Kutlu Doğum

Muhterem Müminler!

Üzerinde yaşadığımız dünyanın imarı ve inşası konusunda birinci derecede sorumlu olan insan, başıboş yaratılmış değildir.(1) O’nun bir görevi ve sorumluluğu vardır.(2) Dini literatürümüzde kulluk diyebileceğimiz bu durum, insanoğluna, nerede-nasıl davranması gerektiği bilincini kazandırır. Bu bilinç ise, Yaratan tarafından indirilen kitaplar ve o kitaplarla birlikte gelen kutlu elçiler sayesinde gerçekleşir.

Kendisini Peygamberler zincirinin son halkası olarak tanımlayan Hz. Peygamber ve Onunla birlikte nazil olan Kur’an, hayat yolunda doğru ve emin adımlarla yürümek isteyen insan için yol göstericidir. Kur’an, tüm insanlık ve kendisinden hakkıyla istifade eden Müslümanlar için en doğru kılavuz; Hz. Peygamber ise, Kur’an’ın bizzat uygulayıcısı olarak bizler için en güzel örnektir. Bu gerçeği Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde şöyle bildirmektedir. “Andolsun, Allah müminlere kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.” (3)


Değerli Cemaatimiz!

Kur’an-ı okuyan, onda Hz. Peygamberin örnek ahlakını görür; Hz. Peygamberi tanımaya, bilmeye çalışan insan ise onda adeta Kur’an’ı görür. Kur’an-ı Hz. Peygamberden, Hz. Peygamberi Kur’an’dan ayırmak mümkün değildir. Zira Allah Teâlâ kendisine itaatin Hz Peygambere tabi olmakla mümkün olacağını şöyle ortaya koymuştur. “Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.”(4)

Kıymetli Müslümanlar

Hz. Peygamberin ibadete yönelik davranışları bizlere örnek olduğu gibi, sosyal hayattaki davranışları da elbette örnektir. Zaten, hayatlarımızı ancak Kur’an ve Hz. Peygamberin yaşantısı dediğimiz sünnetiyle, gerçek hayatlar haline dönüştürebiliriz. Bu sebeple, Kur’an ve sünnetin ayrılmaz bütünlüğüyle, eşsiz rehber ve önderliğiyle dindarlığımızı yeniden sorgulamamız gerekmektedir. 14-20 Nisan tarihleri arasında idrak edeceğimiz “Kutlu Doğum Haftası” ise, Kur’an ve sünnetle olan ilişkilerimizi kontrol edebilmek için iyi bir vesiledir. Unutmayalım ki; Kur’an ve sünneti okudukça, anlamaya çalıştıkça ve bu evrensel risaleti hayatımıza tatbik edip uyguladıkça gerçek huzur ve mutluluğu elde edeceğiz.

Birol AKÇA

Terzibaba Camii İmam-Hatibi

1. Kıyame, 75/36

2. Zariyat, 51/56

3. Ali İmran 3/164

4. Nisa, 4/80

tanitim_filmi_banner
ersevenler projesi
Fetva Merkezimize Sorularınızı ulaştırmak için tıklayınız..