Muharrem Ayı ve Aşure Günü

İL : ERZİNCAN

AY-YIL : ARALIK-2009

TARİH : 25.12.2009

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً

Muharrem Ayı ve Aşure Günü

Muhterem Müslümanlar

Muharrem ayı hem İslam gelmeden önce hem de İslam geldikten sonra hep önemli olan aylardan biri olmuştur. Sözlükte “haram kılınan, kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarına gelen Muharrem, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan biridir.(1) Ayrıca Muharrem, Hicri takvimin ilk ayıdır.

Sami dinlerde ve Yüce Dinimiz İslam’da özel bir yere sahip olan Aşure günü ise, Muharrem ayının onuncu günüdür. Bu günde birçok Peygamberin hayatında önemli ve olumlu olaylar vuku bulmuştur. Sahih kaynaklarda zikredildiğine göre; Bu gün, Hz. Âdemin dünya yüzüne indirilmesine sebep olan hatası için tövbesinin kabul edildiği, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağına oturduğu, Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulduğu, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın doğduğu, Hz. Musa’nın ve kavminin Firavunun zulmünden kurtulduğu, Hz. Yakup’un oğlu Hz. Yusuf’a kavuştuğu gündür.

Kıymetli İnananlar

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) Aşure gününde oruç tutmuş ve oruç tutmayı tavsiye etmiştir. Ayrıca Muharrem ayının dokuzuncu gününün de oruçlu geçirilmesi tavsiyesinde bulunmuş, bu günde tutulacak orucu Ramazan ayından sonra tutulan en faziletli oruç olarak değerlendirmiş ve geçmiş bir senenin günahlarına keffaret olacağı müjdesini vermiştir.(2) Bu hadislerden anlaşılacağı üzere, Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günlerini oruçla geçirmek müstehaptır.

Aziz Cemaatimiz

Hutbemizin giriş bölümünde de dile getirdiğimiz üzere nice Peygamberin hayatında olumlu ve önemli bir yere sahip olan Aşure günü, İslam tarihinde Hz. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği gün olarak ta hatırlanmaktadır. Tarihin belirli bir kesiminde meydana gelen ve bizleri derinden etkileyen bu olay hakkında iyi düşünmek ve gerekli dersleri çıkarmak gerekmektedir. Bu husus hepimizin yüreğini dağlamakta ve derinden üzmektedir. Ama bu üzüntü bizleri bir ayrıma götürmemeli, intikam duygularının ortaya çıktığı ve bedenlerimizi tahrip ettiğimiz bir olaya dönüşmemelidir. Müslümanlara düşen görev, bu gibi olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirleri almak ve belli bir bilinci oluşturmak olmalıdır.

Kıymetli Kardeşlerim

Aşure günü bize şu iki durumun önemine işaret etmektedir. İlki, Yüce Allah’ın emrettiklerini ve yasakladıklarını yerine getirmeye çalışanları, Allah (c.c.), yardımsız bırakmamaktadır. İkincisi, Müslümanların arasına sokulan bir fitnenin sonuçları, önceden kestirilemeyecek kadar sıkıntılar doğurmaktadır. Bize düşen, Yüce Rabbimizin emir ve yasaklarına uymak, ayrıca aramızdaki birlik ve beraberliği, kardeşliği, sevgi ve saygıyı en yüksek seviyede tutmaktır.

Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum. “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”(3)

Ahmet ÜNAL

Erzincan İl Vaizi

1. TDV İslam Ansiklopedisi, “Muharrem” md. c. 31, s.4-5

2. Riyazü’s-Salihin, Hadis No:1255-1256-1257

3. Al-i İmran, 103

alo-fetva